6 Mayıs 2012 Pazar


                 AYTMATOV: “YURDUNUN TÜRKÜSÜNÜ SÖYLEYEN ADAM”


Aytmatov… Kırgızistan’ın yetiştirdiği en büyük değer… Türk dünyasının sesi, nefesi… Yaşadığı acıları, ustalıkla anlatan bilge yazar.

Cengiz Aytmatov’la okur olarak tanışmamı hatırlıyorum. İlk tayin yerim Trabzon’da, Trabzon’un hangi ilçesine gideceğimi heyecanla beklerken küçük bir otel odasında, masanın üstünde “ Varlık Yayınları”ndan çıkmış, “Toprak Ana”yı gördüm ve bir iki gecede okudum. Adeta çarpılmış gibi Aytmatov’un dünyasına girdim. Çarpıldım çünkü edebiyat öğretmeni olarak gelmiştim; ama böylesini bir değeri nasıl kaçırmıştım? Aytmatov o ana kadar okuduğum yazarların hepsinden farklı gelmişti. Sonra baş ucu kitaplarımdan biri olacak “Gün Olur Asra Bedel” , askerde bir çırpıda okuduğum “ Elveda Gülsarı”. Ve diğerleri: “ Beyaz Gemi” , “Cemile” ,“ Sultan Murat”  “Al Yazmalım”…

Artık ben de ‘yurdunun türküsünü söyleyen adamın’ tutkunlarından olmuştum. Peki, neydi Cengiz Aytmatov’u, Türk dünyasının “Çıngız Aga”sını bana bu kadar sevdiren, olmazsa olmazım yapan? Bana göre Aytmatov, her şeyden önce iki sevgiyi çok güzel anlatan bir yazar: “Aşk ve vatan sevgisi.” Onun en sevda dolu hikâyelerinde bile yurdunun efsanelerini görüyoruz. Geniş Kırgız, Kazak bozkırlarının soğuğunu, Issık Gölü, dağlarını, yurduna olan sevgisini büyüleyici bir dille anlatıyor. “Gün Olur Asra Bedel”de ata topraklarına duyulan saygı, sevgi hangimizin gözünü yaşartmamıştır ki? Hepimiz, Yedigey Cangeldi’yle beraber “Ana beyit” mezarlığının akıbetini merak etmedik mi?  Mankurtlaşmak bugün sosyoloji terminolojisine girmedi mi?

Tabii bir de milletinin acılarını tüm dünyaya duyurmuş bir büyük yazar Aytmatov. Onun eserlerinde Kırgız halkının II. Dünya Savaşı ve sonrasında çektiği sıkıntıları da görüyoruz. Dini, milli değerleri yok edilmek istenen bir milletin isyanını, haykırışını görüyoruz. Ve milli kimliğin önemini.

Kısacası Aytmatov milli kimliği, vatan sevgisini, saf aşkı kendi değerlerine bağlı kalarak tüm dünyaya anlatan bana göre yirminci yüzyılın en önemli roman yazarıdır. Varsın ona “ Nobel”i lâyık (!) görmesinler. Mekânı cennet olsun…


30 Nisan 2012 Pazartesi

ŞİİR SOFRASI

                                 
                                                    ŞİİR SOFRASI
                                                                                 

Şiir sofrası kurar mısınız dostlar siz de? Gecenin bir yarısında, oturup şairlerle dertleşir misiniz? Acaba bu şiiri niye yazıldı diye düşünür müsünüz? Ya da belli saatlerde, anlarda, durumlarda vazgeçemediğiniz, olmazsa olmaz dediğiniz şiirler var mıdır?

Güzeldir şiir sofrası kurmak. Hele de gece ve yalnızsanız.Daldan dala konan kuş gibi, çiçekten çiçeğe geçen kelebek  gibi; o şiirden bu şiire atlarsanız.Düşünürsünüz, kendinizi ve evreni yeniden yorumlarsınız.Belki de aynı şiiri bilmem kaçıncı defa okursunuz; ama yine de farklı bir tat alırsınız.Yaşadıklarınız geçer gözünüzün önünden ; yaşayamadıklarınız, hayalleriniz...Bunların hepsini iyi şiir size duyurur..Anın sıkıntılarından kurtulursunuz. Söz şairlerindir artık. Bir de bakmışsınız zaman su gibi akıp gitmiş, geride dudakta hoş bir tebessüm kalmış.

Ne güzeldir bilir misiniz, bir gece Cahit Sıtkı'dan, Orhan Veli'ye uzanmak; Attila İlhan'dan Yahya Kemal'e , Sezai Karakoç'a , Necip Fazıl'a uzanmak... Hangisini sayayım, sayamadıklarım gücenir.Hepsinin ayrı bir üslubu vardır ve hepsinin ayrı bir tadı...Hiçbirinden vazgeçemem...
Birini ötekine tercih edemem; çünkü onlar gönlümün davetsiz misafirleridir.


Bir gün siz de deneyin, üç beş şiirle de olsa başlayın bu maceraya.Göreceksiniz şiirle kalbinizin yıkandığını, ruhunuzun arındığını.Bu dünyadan geçtiğinizi, ayrı bir âleme daldığınızı fark edeceksiniz.Gençler  hemen öyle mazaret aramayın: "İyi de bizde bu kitaplar yok ki siz edebiyatçısınız tabii." diye sızlanmaya.Alın bir antoloji başlayın seçme şiirlerle, şiir ikliminin havasını almaya. 'Şiir balını' bir kere tattınız mı bir daha bırakabilecek misiniz bakalım!

Ne yazık sevgili Ali Çolak'ın belirttiği gibi şiirsiz kalanlara. "Onların hep bir yanları eksiktir.". Ne mutlu o insanlara ki her şeye rağmen şiirle yaşarlar..
                                                                                                                  Haziran 2008
                                                                                                             Serkan ELDEMİR
* Bu yazı ,Zeybekler Anadolu Lisesi dergisi "Zeybekçe" de yayınlanan yazının gözden geçirilmiş halidir.

19 Nisan 2012 Perşembe

Merhaba...Edebiyata, hayata dair yazılarım, şiirlerim, notlarımla ben de artık bir blogcu olmak istedim.Beni cesaretlendiren bugüne kadar yazdığım yazıları, şiirleri olumlu eleştirileriyle destekleyen başta Ali Fırat Arı, Kenan Acarol, Eda-Seda Darıviran olmak üzere tüm öğrencilerime teşekkür ederim.